• 22 Eylül 2018 Cumartesi
İSMAİL GASPIRALI 0 Yorum0 BEĞENİ
İSMAİL GASPIRALI

İSMAİL GASPIRALI

21 Şubat 2016 Pazar          

 Cihan YALVAR 



                                     İSMAİL BEY GASPIRALI’NIN HAYATI 
                                                        (1851-1914)
Mustafa Ağa ve Fatma Sultan Hanım’ın ilk oğlu olan İsmail, 8 Mart 1851 yılında Kırım’da dünyaya geldi. İsmail’in Gaspıralı (Rusya’da bilinen şekli ile Gasprinski) soyadını doğduğu veya babasının doğduğu yere bağlanarak almıştır.İsmail’in babası Mustafa Ağa 1844 ile 1854 yılları arasında Kafkasya Genel Valiliği yapmış olan prens M.S. Varontsov’un himayesine girmiş ve Odessa’da Dük dö Rişelyo Lisesinde eğitim görmüş ve tercüman olarak prensin hizmetine girmiştir.1848 yılında bu görevinden istifa ederek Kırım’a dönmüştür. İlk eşi öldüğü için bu sefer 1849 yılında Kırım asillerinden İlyas Mirza Katyazov’un kızı Fatma Sultan Hanımla evlenmiştir. İsmail’in doğumundan sonra ise aile Kırım Harbi esnasında Bahçesaray’a yerleşmiştir. İsmail Bey alfabeyi de Bahçesaray’da Hacı İsmail Efendi adında bir öğretmenden öğrenmiştir. On yaşlarında Akmescid jimnazına gönderilen ve orada iki sene kaldıktan sonra Varonej şehrindeki askeri mektebe nakil ve oradan da Moskova askeri idadisine yerleştirilmiştir. O bu okullarda sayıları pek az olan Müslüman ve Türk çocuklarıyla arkadaş ve bunlar arasından da aslen Kırımlı olup Litvanya’da yaşayan Türklerden bulunan Mustafa Mirza Davidoviç ile candan dost olmuştu. 
 
       İsmail Bey Gaspıralı bu okulda Rusların Panslavizm düşüncesini görmüş ve öğrenmiştir. Bu da ileride uygulayacağı Türkçülüğün esasını oluşturmuştur.Yani İsmail Bey’in Türkçülük’e gönül vermesini sağlayan Ruslar olmuştur.
 
       Gaspıralı ile Mustafa Mirza askeri lisenin son sınıfına geçtikleri 1867 yazında, Osmanlı ordusuna gönüllü yazılıp Girit’e asilere karşı çarpışmak amacı ile Moskova’dan ayrılmışlardır. Bu iki arkadaş Odessa’ya kadar gelmişler ise de, sahil muhafızlığını yapan jandarmalar tarafından daha ileri gitmelerine izin verilmemiştir. Bu olaydan sonra artık Moskova’ya dönemeyen Gaspıralı İsmail, 1868 yılında henüz 17 yaşında iken Kırım’daki en yüksek Türk okulu olan Zincirli Medresesi’nde Rusça öğretmenliğine başlamıştır. Bir sene sonra Yalta’da Dereköy mektebine öğretmen tayin edilen Gaspıralı, iki sene de orada çalışmış ve sonra yeniden Zincirli’deki eski vazifesine dönmüştür. 
Gaspıralı 1872 yılında Kırım’dan ayrılarak İstanbul, Viyana, Münih ve Stuttgart üzerinden Paris’e gitti. Paris’te geçirdiği iki yıl içinde, ünlü Rus yazarı İvan Turgenyev’e asistanlık yapmak da dahil çeşitli işlerle hayatını kazandı. 1874’de, öteden beri içinde yatan Osmanlı zabiti olma arzusuyla İstanbul’a gitti; ancak burada geçirdiği bir yıla yakın süre zarfında başvurusuna olumlu cevap alamayınca tekrar Kırım’a döndü. 
 
1875 yılı kışında Kırım’a dönen İsmail Bey takriben 3 yıl belirli bir iş ile meşgul olmamış; ancak , bu sırada Türk kültür ve tarihini incelemiş, Tatarlar’ın çeşitli sosyal tabakalarına girerek sosyal tetkiklerde bulunmuştur. Ayrıca döndükten sonra 1877 yılında bu dönemde yaptığı ilk evliliği iki yıl sürmüştür. İsmail Bey’in bu dönemi, halkına yönelik inceleme ve tetkiklerle geçirmesinin yanında, 1878 yılında seçildiği Bahçesaray Belediye Başkanlığı seçimleri için çalışmalarda da bulunduğu anlaşılmaktadır. 
 
Bu dönem, nihai çalışmalarına hazırlık yönünden son dönem kabul edilebilir. Bu sırada okuma, inceleme yolu ile kendini geliştirdiği gibi; belediye başkanlığı seçim çalışmaları ve başkanlıkta bulunduğu sürede gerek yerel ve merkezi yönetim, Rus sanat ve yazar insanları, gerekse de önemli ticaret ehli insanlar olmak üzere çevresini, dostluklarını, bilinirlik ve tanınırlığını genişletme ve en önemlisi halkını daha iyi tanıma imkanı bulmuştur. 
 
Gaspıralı’nın  en mühim faaliyeti kuşkusuz çıkardığı gazete oldu. Bu gazete olmadan ne, Gaspıralı’nın Türk Dünyası’nda tanınması ne de, fikirlerinin yayılması mümkün olacaktı. Gaspıralı, gazete çıkarma konusunda çeşitli şahıslara danıştı. Belediye Reisliği esnasında Nijni Novgorod ve Kazan’a giderek buranın ileri gelenleri ile görüştü. Görüştüğü şahıslar arasında tanınmış din alimi ve tarihçi Şihabeddin Mercani de vardı, o Gaspıralı’nın bu fikirlerini candan desteklemişti. 
 
1881 yılında Akmescid’ de çıkan Rusça Tavrida(Kırım) gazetesinde ‘’Russkoe Musulmanstvo’’(Rus Müslümanlığı) başlığıyla, sonradan risale halinde de yayımlanan bir dizi yazı yazdı. Ancak Gaspıralı, fikirlerini tedrici ve ihtiyatlı bir şekilde de olsa ortaya koyabileceği Türkçe bir yayın organına ihtiyaç duymaktaydı. Bu yoldaki resmi müracatlarının sonuçsuz kalması üzerine Tiflis’te her birini değişik adlar ile bastırdığı bazı varaklar neşretti. Bir taraftanda düşündüğü gazetenin yayın iznini almaya uğraşırken Volga boyundaki Müslümanlar arasında dolaşarak aboneler bulmaya çalıştı. 
 
İsmail Bey ikinci evliliğini 1882 yılında yapmıştır. Onun hayatının geri kalanındaki çalışmalarına ve hatta başarısına büyük katkısı olan, Kazan’ın tanınmış eşrafından Akçurinler’den İsfendiyar Bey’in kızı Zühre Hanım ile evlenmiştir. Zühre Hanım İsmail Gaspıralı’ya sadece bir hayat arkadaşı değil, iş ve amaç arkadaşı ve destekçisi olmuştur. Bu evlilik ile İsmail Bey Kazanlı Türkçü Yusuf Akçura ile de akraba olmuş onun ile yakınlaşma, fikir alışverişinde bulunma beraber çalışma imkanı bulmuştur. 
 
Nihayet 1883 yılında, bütün içeriğinin Rusça’sı ile birlikte yayımlanması şartıyla Tatarca bir gazete çıkarmayı başardı. İlk sayısı 22 Nisan 1883’te Bahçesaray’da Tercüman adı ile çıkan bu gazete haftada bir gün yayımlanıyordu. Ekim 1903 yılından itibaren haftada iki gün, 1912 yılından sonra günlük olarak çıkan Tercüman Kırım’da Kırım Tatarları’nın ilk Türkçe gazetesi, bütün Rusya Müslümanları arasında da Türkçe yayımlanan üçüncü gazete idi. 
 
Tercüman Kırım’dan başlayarak, Rusya’nın Kafkasya, Kazan, Sibirya, Orta Asya bölgeleri, Çin Türkistan’ı, Osmanlı toprakları, Mısır ve İran’da okunmaktaydı. 
 
Daha önce ‘’Rusya Müslümanları’’ makalesinde iletmek istediği mesajı daha etraflı ve sistemli bir şekilde Tercüman’da işlemeye başlayan Gaspıralı, başlangıçta Türkler arasında değişik tepkilerin uyanmasına sebep olmuştur. O’nun bilhassa eğitim sahasında ileri sürdüğü fikirler Türklerin aydın kesiminde büyük heyecana, mutaassıp çevrelerde de infiale sebep oluyordu. Yazılarında, Türklerin, bir taraftan modern eğitim usüllerini benimserken, diğer taraftanda medreselerin eski usülü ve tedrisatında ıslahat yapmak mecburiyetinde olduğunu anlatan Gaspıralı İsmail Bey, kurtuluşun ancak böyle mümkün olabileceğini söylüyordu.  
 
Tercüman’ın başarıya ulaşması, bu tarihi neticeye muayyen ve sağlam bir milli programı savunmasıyla olmuştur. ‘’Tercüman’’da sayfaları alelade haberler ile veya eğlenceli romanlar ile doldursaydı, ne bu kadar geniş bir sahada ilgi uyandırabilir, ve ne de bu kadar kuvvetli bir iz bırakabilirdi. ‘’Tercüman’’da en baş makaleden en küçük habere, hatta ilanlara varıncaya kadar, büyün yazılar Türkü, İslamı alakadar eden muayyen bir yolu ve kanaati canlandırdı. Bundan başka İsmail Bey’in kendisine has açık, kısa üslubunun ve sade dilininde büyük tesiri vardı. İsmail Bey Türk aleminde fikirlerini halka yaymakta ve benimsetmekte eşsizdir. 
 
Cafer Seydahmet Kırımer’in ifadesine göre Gaspıralı’ya gazete çıkarma izninin verilmesinde şu nedenler vardı. Kırım’ın Rus hakimiyeti altına girmesinin 100. Yılı Nisan 1883 yılında kutlanacaktı. Bu tarihi kutlama dolayısıyla Rus hükümetinin anadilde (Türkçe) bir neşriyata izin vermiş olması muhtemeldir. Kırım Hanlığı, Osmanlı İmparatorluğu’nun himayesinden koparılıp alındıktan sonra da, iki ülke arasındaki düşmanlık sona ermemişti. Hükümetin Tercüman Rusça adı ile Perevotçik isimli gazetenin neşrine müsaade etmesi yerli Müslümanların Rusya’ya karşı sempati duymalarını sağlamak gayesiyle de izah olunabilir. 
 
Tercüman, Türk gazeteleri arasında en uzun süre yayın hayatında kalmayı becerebilmişse(1883-1918) işte bu temkinli siyasetinden dolayı idi. Tercüman gazetesinin il sayısının içeriklerinde ise şu bölümler vardır: İdareden; yüz yıl başı; Rusya’da Matbuat-ı İslamiye; Münacaat (İdareye Mektuptan); Ahbar-ı Mahalliye; Ahbar-ı Dahiliye; Ahbar-ı Hariciye; ilanat tan oluşmaktaydı. 
 
Tercüman gazetesine ilave olarak 1906 yılından sonra kadınlar için (Rusya Türklerinin ilk kadın dergisi olan) ‘’Alemi Nisvan’’, öğrenciler ve öğretmenler için ‘’Mekteb-i Sübyan’’, bir mizah dergisi olan ‘’Kah kah kah’’ çıkarılmıştır. 
 
İsmail Gaspıralı öteden beri düşündüğü eğitim reformunun ilk uygulamasını 1884 yılında Bahçesaray’ın Kaytaz Ağa mahallesinde ilkokul seviyesinde açtığı mektep ile yaptı. Bu uygulamanın başka bir örneği olmadığı için mali kaynağın bulunması, öğretmen yetiştirilmesi, program hazırlanması, araç gereç temini ve ders kitaplarının basılması gibi işleri kendisi üstlendi. 
 
Gaspıralı’nın 1884 yılında açtığı birinci mektebinde ilk yıl dokuz veya oniki öğrenci bulunuyordu. Eğitim işleri için de Bekir Efendi Emektar isimli bir öğretmen tayin edilmişti. Bu öğretmeni bizzat Gaspıralı eğitmişti. Şüphesiz Bekir Efendi Eğitim faaliyetlerini Gaspıralı’nın Hoca-ı Sıbyan adlı eserinden yararlanarak yürütmüştü. Neticede ilk yılda öğrenciler günde dört saat olmak üzere 45 gün eğitim gördüler. 
 
İsmail Bey, bu kadar bir zamanda talebelerin okuma-yazma öğrenebileceğini iddia etmişti. Bu iddiasının doğru olduğunu ispat etmek için halkın önünde bu talebelerin okuma yazmadan sınava tabi tutulacağını ilan etti. Davetliler önünde öğrencileri yetiştiren Bekir Efendi, onlara daha önce hiç görmedikleri metinlerden parçalar okutup yazdırdı. Talebeler hem okuma ve hem de yazma da büyük başarı gösterdiler. Bu durum sınavı takip edenleri oldukça etkiledi. Gaspıralı iddiasında haklı çıkmıştı. Usul-i cedid mektebinde okuma-yazma öğrenmenin ne kadar kolay ve kısa zamanda gerçekleştiği haberi Rusya Müslümanları arasında hızla duyuldu. Bir müddet sonra usul-i cedid metebinin talebe sayısı 12’den 40’a yükseldi. Bekir Efendi, bu öğrencilere aynı devrede okuma yazmayı öğretmeyi başarmıştır. 
 
Burada eski usulün yerine önce harflerin ve bunların karşılık geldiği seslerin tanıtıldığı, daha sonra da bunların gerçek sözcükler içindeki okunuş ve yazılışlarının öğretildiği yeni bir metodu (Usul-ü Savtiye) başlatılmıştır. 
 
‘’Usul-ü Cedid’’ okullarının yaygınlaşmasında özellikle İdil boyu Tatarları ile Kafkasyalı Müslüman Türkler’den varlıklı tüccar sınıfından insanların önemli bir rolü olmuştur. Bu zengin ve yardımsever Türk-Tatarların açıp finanse ettiği okullar sayesinde yeni usulle eğitim yapan okullar Kırım, Kazan, İdilboyu ve Kafkasya’da hızla yayılmıştır. 1905 yılına gelindiğinde Rusya Müslümanları’nın yaklaşık beş bin okulunda Gaspıralı’nın geliştirdiği yeni usül kullanılmaya başlanmıştı.  
 
Bu yeni eğitim sistemi neredeyse bütün Türk halkları tarafından okunan Tercüman gazetesinde de yazılarak bu sistemin bütün Türk illerine tanıtılmasında önemli bir rol oynamıştır. Gaspıralı İsmail Bey Tercüman gazetesi ile yeni eğitim sistemi içinde yer alan Usul-ü cedid okullarının propagandasını yapmıştır.
 
Gaspıralı Müslüman Türk kızlarının eğitiminde de öncülük yaptı. İlk usul-i cedid kız mektebini ablası Pembe Hanım Bolatukova’ya 1893 yılında Bahçesaray’da açtırdı. Bu örnek diğer bölgelerde de kısa süre içinde uygulandı. 
 
Gaspıralı, yeni metod okullarını tanıtmak ve yaygınlaştırmak için 19.yüzyılın ikinci yarısında Ruslar tarafından işgal edilen Türkistan’a( bugünki Özbekistan ve Türkmenistan’ın bir kısmı) ile Rus himayesi altında olan Buhara Hanlığı’na 1893 yılında ve 1908 yılında geziler yapmıştır. Ancak bu bölgelerde arzu ettiği gelişmelere tam olarak ulaşamamıştır. Gaspıralı hareket ufkunda bununla yetinmemiş; modern metodunu tanıtmak için Hindistan’a dahi gitmiş, orada da aynı yöntemde çalışacak okulların açılmasını teşvik etmiştir. 
 
Gaspıralı yeni eğitim sistemini içeren okullarının Rus topraklarında daha fazla yaygınlaştırılması için yaptığı mücadelede Rusya’ya daima sadık kaldığı, Rus kanunları çerçevesinde hareket ettiği için resmi makamlar onun isteğini doğrudan doğruya reddetmemişler ve bu hususta bir memorandum hazırlayarak kendilerine verilmesini istemişlerdir. İsmail Bey, Rus makamlarının bu isteğini derhal yerine getirmiş ve hazırladığı memorandumun bir örneğini Rus hükümetine, bir nüshasını da Türkistan Genel Valiliğine göndermiştir. Rus hükümeti bu memoranduma hiçbir cevap vermemiştir. Sadece Türkistan Valisi bir mektup yazarak görüşlerinden istifade edeceklerini bildirmişlerdir. Valinin Gaspıralı’ya gönderdiği cevap Türkistan halkını Ruslaştırmak isteyen bazı Rus şovenistlerin tepkilerine yol açmıştır. Valilik ile alakası olmayan ilk büyük tepkiyi gösteren kişi İlminskiy olmuştur. 
 
1905 yılının ilk aylarında Rusya’nın pek çok yerinde patlak veren karışıklıkların Çar II. Nikolay’a iştişari bir meclis açma vaadini verdirmesi sonucunda ortaya çıkan geçici serbestlik ortamı, o ana kadar baskı altında bulunan siyasi, içtimai, milli ve dini güçlerin bir anda aktif faaliyete geçmesine neden oldu.  
 
Bu ortamda ‘’Cedidçi’’ Müslüman Türk aydınları, milli haklarını savunmak üzere faaliyetlerine hız verdiler. Sibiryalı Tatar Abdürreşit İbrahim, Kazan Tatarları’ndan Yusuf Akçura, Azerbaycanlı Ali Merdan Topçubaşı gibi aydınlar ile beraber Gaspıralı İsmail Bey, Müslüman Tatar Türkler’i siyasi açıdan teşkilatlandırmak üzere yoğun bir çalışmaya giriştiler. Bu tarihten sonra Gaspıralı İsmail Bey siyasi açıdan fikirlerini bilinen ihtiyatını bırakmaksızın, daha açık bir şekilde ifade etmeye başlamıştır.  
Rusya müslümanlarının toplanacağı bir kongre için resmi izin alınamadığından Nijniy Novgorod’da bir nehir gemisi gezintisi süsü verilerek 28 Ağustos 1905 yılında I. Bütün Rusya Müslümanları Kongresi yapıldı. Gaspıralı’nın başkan seçildiği bu kongrede her safhada teşkilatlanma kararı alındı. 3 Aralık 1905 yılında Akmescid’te toplanan Bütün Kırım Müslümanları Kongresi’ne yine Gaspıralı başkanlık etti. 1906 Ocak ayının sonlarında St.Petersburg’da II. Bütün Rusya Müslümanları Kongresi toplandı. 
 
       Gaspıralı’nın önemli rolü olan bütün bu faaliyetler sonucunda 10 Mayıs 1906 yılında açılan Devlet Duması’na müslümanlar yirmibeş milletvekili ile katıldı. İki ay sonunda çarın dumayı dağıtmasının ardından yine 1906 yılının Ağustos ayında Rusya Müslümanları 800 delegenin katılmasıyla resmi izinli olarak üçüncü kongrelerini topladılar. Siyasi parti mahiyetindeki İttifak-ı Müslimin grubu kurma kararı bu kongrede alındı. 
 
       Gaspıralı 1912 yılında dünyada en fazla müslüman nüfusuna sahip olan ülke Hindistan’da okullarını tanıtmaya karar verdi. Başkent Bombay’da bir usul-ü cedid okulu açtı ve eğitime başladı. Bir süre sonra Gaspıralı Hindistan’dan ayrıldı. Fakat bu teşebbüsün nasıl sonuçlandığı bilinmemeteyse de bu okulun burada kalıcı olmadığı tahmin edilmektedir. 
 
       İsmail Bey Gaspıralı her zaman Osmanlı Devleti ile temaslarda bulunmuş Türk milletinin kurtuluşunu sağlayacak tek gücün o devirde tek güçlü İslam devleti olan Osmanlı ile sağlanacağını düşünmüştür.
 
       Osmanlı Devleti topraklarında II. Meşrutiyet’in ilanından sonraki ortam İsmail Gaspıralı’nın İstanbul’da aktif birtakım faaliyetlere girişmesini mümkün kılmıştır. Ortaya çıkan yeni şartları genel olarak Türk milliyetçiliği ve reform fikirlerinin yayılabilmesi için uygun gören Gaspıralı 1908 öncesinde Jön Türkler ile temas halindeydi.  
 
       Büyük fikir adamı Türkiye’de aydın çevreler tarafından gayet iyi tanınmakta ve kendisine derin saygı duyulmaktaydı. 1908 yılında kurulan Türk Derneği’nin kurucu üyeleri arasındaydı ayrıca 1911 yılında teşkil edilen Türk Yurdu Cemiyeti ve onun yayın organı olan Türk Yurdu dergisi üzerinde Gaspıralı’nın büyük etkisi oldu. 
 
       Gaspıralı İsmail Bey 8 Eylül 1914 yılında fenalaştı ve 9 Eylül’de oğulları Rifat ve Haydar Beyleri, damadı Nasip Bey’i, Tercüman’ın yazı işleri müdürü Hasan Sabri Ayvaz Bey’i, kızları Şefika ve Nigar hanımları yanına çağırarak vasiyetini bildirdi. Son sözleri de Tercüman’ın yaşatılması hususunda idi. 11 Eylül 1914’de sabah yedi sularında Gaspıralı İsmail Bey 63 yaşında hayata gözlerini yumdu. 
 
Gaspıralı’nın ölüm haberi Rusya Türkleri arasında yıldırım hızı ile yayıldı. Tercüman’a binlerce taziye telgrafı geldi. Cenazesi 12 Eylül 1914’te Cuma günü kalabalık bir cemaat ile Zincirli Medresesi civarında Mengli Giray Han türbesi yanındaki ebedi istirahatgahına götürülerek defnedildi. 
 
Büyük fikir adamı, Türkçü Gaspıralı İsmail Bey’in ruhu şad olsun. Her zaman onun bir sözü ile hareket edelim. O’nun da dediği gibi ‘’ Milletine hizmet etmek istiyorsan bildiğin işten başla’’ diyerek O’nun bıraktığı mirasa sahip çıkalım.
 
Kaynakça:
Nadir Devlet , İsmail Bey ( Gaspıralı ) , Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları: 962, Ankara 1988
Cafer Seydahmet  Kırımer , Gaspıralı İsmail Bey , Avrasya Bir Vakfı Yayınları No:2 , İstanbul 1996
Mehmet Saray , Gaspıralı İsmail Bey’den Atatürk’e Türk Dünyasında Dil ve Kültür Birliği , Nesil Matbaacılık Yayıncılık San. ve Tic. A.Ş. , İstanbul 1993
Hakan Kırımlı, ’ ’Gaspıralı İsmail Bey’’ , TDVİA , C 13. , 1996 İstanbul
Ataalp Kadir Pınarer, İsmail Gaspıralı ve Kırım Tatar Milli Hareketi, 72 Tasarım, İstanbul 2014
 


1165 Görüntülenme Sayısı
  

Sizin Yorumlarınız Bizim İçin Önemli *